Kayıtlar

Ağustos, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Candan Erçetin ve ünlü olabilmek

Resim
  Candan Erçetin’in çıkış şarkısıydı “ Umrumda Değil ”. Hatta o dönem klibi çok ses getirmiş ve   sandalyeli kadın diye ün yapmıştı 1990’lı yılların başında. Magazin dünyasında, sanat camiasında,   kitle iletişim araçlarında fark edilmek, ben buradayım demek o kadar zor ki. Neden mi? Candan Erçetin gerçekten de sanatkâr ve yetenekli bir kadın. Arkeoloji eğitimi almış ve meselâ 1986 senesinde yani   daha 23 yaşında Eurovision şarkı yarışmasında ülkemizi temsil etmiş birisi. Ama koskoca Candan Erçetin bile,     adını duyurmak, fark edilmek için ilk klibinde bacaklarını tam orta yerinden pergelin   ayakları gibi sonuna kadar açmıştı neredeyse. Sandalyenin demir çubuğunu da bacaklarının arasına almıştı. Üzerinde varlığı ile yokluğu belli olmayan tülden bir siyah etekle o pozisyonda sandalyeye tersten oturmuştu. Fonda iç gıcıklayıcı   kıpkırmızı uyarıcı bir fon rengiyle… Sonuca bakmak lâzım. Başarılı oldu mu? Oldu. “ İlk klibi...

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Cumhuriyet gazetesi

Resim
  İmlâ ve dilbilgisi kurallarına aslında kendimiz için uyarız.  Birisi bizi zorladığı için değil.  İlkel olmayı tercih edersek bu ayrıntılara hiç dikkat etmeyiz. Ancak bunun aksine, bir işi doğru ve lâyıkıyla yapmayı gerektiren ilkeliliği tercih etmişsek durum başkadır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı 14 Haziran 2020 saat 13.38’de bir tweet yayımladı.   [1] O  tweette     “ oysaki ”  sözcüğü   “ oysa   ki ” şeklinde yâni -ki bağlacı ayrı olacak şekilde yanlış yazılmış. Doğrusu  “oysaki” şeklinde bitişik olmalıydı. [2] Bağlaç olan  -ki  lerin ayrı yazıldığını Başkanlık da, hiç şüphem yok ki biliyordur ama   “oysaki”  sözcüğündeki bağlaç olan –ki   'nin   istisnai olarak  bitişik yazılan bağlaçlardan  olduğu hususu belli ki göz ardı edilmiş. Ne fark eder ? demeyin. 2016 senesi üniversite giriş sınavlarında   tam da b...

Sedat Peker ve AKP iktidarı

Resim
  “ Her öğrenci kopya çek er ama yalnızca yakalananlar ayıplanır. ” diye bir söz vardır. Çok da doğru bir laf… Ülkelerin tarihi  bâzen karanlık, bâzen üstü örtülmeye çalışılan, bâzen de âşikâr gerçekleştirilen olay, operasyon ve skandallarla doludur. Her ülkenin güvenlik bürokrasisi  bilindik tâbirle    “memleketin  âli menfaatleri için”   gayri nizamî yöntemler kullanır. Daha açık mı söyleyeyim? Dünyanın en medenî  ve demokratik sanılan ülkelerinin siyasî iktidarları da suça bulaşır ve hukuksuzluk yapar. Hatta bu suç işleme ve hukuksuzluk bâzen bireysel değil kitlesel hak ihlâllerine bile yol açar. Adı kitlesel katliamlarla, jenositlerle özdeşlemiş çok sayıda  ülke, siyâsî tarihe adını hâyâsızca yazdırmıştır meselâ. Ancak ! Ne zaman ki  deşifre olurlar, işte o  anda  geri dönülmez yola girilmiştir artık. Bu karanlık  ve  hukuksuz işler ağı bu sefer de bumerang etkisi gösterir. Bu usûlsüzlüklere, hukuks...