“Her öğrenci kopya çeker ama yalnızca yakalananlar ayıplanır.” diye bir söz vardır.
Çok da doğru bir laf…
Ülkelerin tarihi bâzen karanlık, bâzen üstü örtülmeye çalışılan, bâzen de âşikâr gerçekleştirilen olay, operasyon ve skandallarla doludur.
Her ülkenin güvenlik bürokrasisi bilindik tâbirle “memleketin âli menfaatleri için” gayri nizamî yöntemler kullanır.
Daha açık mı söyleyeyim?
Dünyanın en medenî ve demokratik sanılan ülkelerinin siyasî iktidarları da suça bulaşır ve hukuksuzluk yapar.
Hatta bu suç işleme ve hukuksuzluk bâzen bireysel değil kitlesel hak ihlâllerine bile yol açar.
Adı kitlesel katliamlarla, jenositlerle özdeşlemiş çok sayıda ülke, siyâsî tarihe adını hâyâsızca yazdırmıştır meselâ.
Ancak !
Ne zaman ki deşifre olurlar, işte o anda geri dönülmez yola girilmiştir artık.
Bu karanlık ve hukuksuz işler ağı bu sefer de bumerang etkisi gösterir.
Bu usûlsüzlüklere, hukuksuzluklara göz yuman, bulaşan, fırsat veren, örtülü ya da açık destek veren kim varsa , o ağ o kişinin üzerine yapışır.
Her devletin örtülü operasyonları ve hattâ devlet aygıtı dışındaki yasa dışı güçlerle işbirliği vardır.
Fakat bu işbirliği alenî yapılmaz.
Yapılırsa hiç iyi olmaz.
Bâsiret; iş birliği yaptığınız güçlerin size silah çevireceğini ön görebilmeyi gerektirir.
Bu bağlamda siyasal iktidarlar, hukuksuz işlere göz yumdukları için ilk anda elbette eleştirileceklerdir.
Ancak ikinci temel eleştiri konusu ise devlet aklına sahip güvenlik bürokrasisinin, “işbirliği yapılan hükûmet dışı güçlerin bir gün kendisine de silah çevireceği riskini öngörerek bir B plânı oluşturmaması noktasında” yoğunlaşmalıdır.
Bu bağlamda Adalet ve Kalkınma Partisi'ni, bir dönem iş birliği yaptığı Sedat Peker isimli gücün bir gün kendisine de silah çevireceği riskini ön göremediği için de eleştirmek gerekir.
Bu riski ön görmeli ve buna göre bir B plânı oluşturmalıydı.
Yazar: birisi
Yorumlar
Yorum Gönder